Yunus-Emre-Chor unter der Leitung von Aydın Ballı

Ort und Zeit
  • Sa, 5. Mai 2012, ab 20.30 Uhr
  • Eintritt: 10,-/7,-
  • Konzert


Gedichte und Lieder der Liebe vom türkischen Dichter und Mystiker Yunus Emre verwoben mit orientalischer Musik und Sema (Drehtanz)


Musiker/Müzisyenler
Aydın Ballı: Saz, Ud, Voc
Ercan Özkaraoğlu: Kanun
Kemal Faruk A: Ney
Hasan Ballı: Bendir

Sprecherin/Sunucu (türkisch/Türkce):
Elizabet Hintner

Sprecher/Sunucu (deutsch/Almanca):
Alban Lunardon

Drehtanz/Sema:
Alban Lunardon

Drehtanz:
Alevitische Tanz,
Alevi (Semahı)

 
Yunus Emre (um 1321), ein anatolischer Dichter und Mystiker der Bektaschi-Tariqa (Sufiorden), gilt als einer der ersten mystischen Volksdichter, die in der türkischen Tradition standen. Seine asketische und zugleich pragmatische Lebensweise machten ihn zu einem anerkannten Dichter der Türkei, dessen Werke als Pflichtlektüre in der Oberstufe des türkischen Schulwesens gelehrt werden. Der wandernde und dichtende Derwisch Yunus Emre gehörte zum Schülerkreis des Hadschi Bektasch Veli und hatte auch Kontakte mit dem persischen Dichter und Wanderprediger Schams-e Täbris und mit Rumi, dem berühmtesten Liebesmystiker des Islam.

Eines seiner schönsten Gedichte beginnt mit den Worten:
 
Die Liebe zu dir entriss mich mir,
immer zu brauche ich dich – nur dich,
ich brenne bei Tage, ich lodere bei Nacht,
immerzu brauche ich dich – nur dich.
 
Die Gedichte des Yunus Emre beziehen sich auf eine natürliche Lebensform, die nicht vom Alltag abgehoben ist. Sie sieht in allem das Miteinander in einer tiefen Verbundenheit zwischen Gott und Mensch. Sein Lehrer Hadschi Bektasch Veli sagte dazu: Was du suchst, findest du in Dir selbst, nicht in Jerusalem, nicht in Mekka.



Yunus Emre (1321), halk diliyle tasavvuf edebiyatının en büyük şairidir. Daha Orta Asya asırlarında Ahmed Yesevi ile başlayan halk tasavvuf şiiri; Türkistan, Horasan ve Anadolu‘da yüz yılı aşan bir işleniş çağından sonra, en üstün seviyesine Yunus Emre‘de varmıştır. Hacı Bektaş Veli dergahında yetişmiştir.
Yunus, insan olan herkese karşı; fakir, zengin, Hıristiyan ve Müslüman ayrımı yapmayan, engin sevgiyle bağlıdır. Ondaki insan sevgisi, insanda Allah‘tan bir parça, ondan gelip bedenlenmiş bir cevher bulunduğunu bilmesindendir.

En güzel şiirlerinden bir örnek:

Aşkın aldı benden beni
Bana seni gerek seni
Ben yanarım dünü günü
Bana seni gerek seni

Türk halk şairlerinin tartışmasız öncüsü olan ve Türk’ün İslam’a bakışını Türk dilinin tüm sadelik ve güzelliğiyle ortaya koyan Yunus Emre, sevgiyi felsefe haline getirmiş örnek bir insandır. Yaklaşık 700 yıldır Türk milleti tarafından dilden dile aktarılmış, türkü ve ilahilere söz olmuş, yer yer atasözü misali dilden dile dolaşmış mısralarıyla Yunus Yunus Emre, Türk kültür ve medeniyetinin oluşumuna büyük katkılar  sağlamış bir gönül adamıdır.

Yunus, İslam’ın sabır, kanaat, hoşgörülük, cömertlik, iyilik, fazilet değerlerini benimsemeyi telkin eder. Yunus’un sanat anlayışı, dini ve milli değerleri bağdaştırdığı mısralarında kendini gösterir; millileşen tasavvufa, Türkçe’nin en güzel ve en güçlü özelliklerini kullanarak tercüman olur. Gerçekten de 11,12 ve 13. asırlarda Türkistan ve Anadolu Türkleri arasında çok yayılan tas-avvufun Türk şairleri arasında iki büyük sözcüsü vardır: Türkistan’da Ahmet Yesevi, Anadolu’da Yunus Emre…

Yunus Emre’nin tasavvuf anlayışında dervişlik olgunluktur, aşktır; Allah katında kabul görmektir; nefsini yenmek, iradeyi eritmektir; kavgaya, nifaka, gösterişe, hamlığa, riyaya, düşmanlığa, şekilciliğe karşı çıkmaktır.